Emrah Bozkurt

okur, düşünür, yazar, tasarımcı, yazılımcı

Ahlâk Felsefesi ve Søren Kierkegaard

“Hiç sordun mu kendine kimsin sen? Niçin varsın bu hayatta, nasıl birisin mesela? Kimler yanındadır, kimler karşında? Daha da önemlisi yanındakiler neden yanında, karşındakiler neden karşında?”

Hiç kimse kendisi olmaya cesaret edemiyor ve herkes beraberlik adı altında gizleniyor. İnsanlar kendi varlıklarını yığınların arasına gizlenerek meşrulaştırabiliyorlar. Korkaklar, kendileri olmaktan korkuyorlar. Tercih yapabilme cesaretine sahip olanlar bu yığınlardan ayrılarak kendisi olmayı başarabilenlerdir. Neyi tercih ettiği önemsizdir asıl mesele kendi tercihini yapabilecek cesarete sahip olabilmesidir… Bu yazımda ahlâksal yaşamı ve estetik yaşam ile arasındaki sınırları çizmeye, tanımlamaya ve anlamaya çalışacağız. Önceki yazılarımda etik-ahlâk ve estetik yaşam nedir işlemiş ve anlamaya çalışmıştık, tekrar aynı konulara değinmeyeceğim, bildiğini varsayarak devam ediyorum. Eğer bilmiyorsan önceki yazılarımı okuduktan sonra bu yazıya geçmelisin. Öncelikle bir zemin oluşturmalıyız, hayatın zeminini; insanın ve toplumun var olabilmesi, nefes alabilmesi için gereken değerler sisteminin zeminini oluşturacağız. Olan ve olması gereken ayrımını diğer yazılarımdan anımsıyor olmalısın, yine böyle bir ayrım yapmalıyız. Çünkü ideal, olanda değil olması gerekendedir, çünkü o hep ilerisidir. Bunu bir erek olarak görmelisin; insanın, insanlığın ulaşması gereken erek her zaman olması gerekenlerdedir…

Yazımın tamamını Havâss dergisi IV. sayımızdan okuyabilirsiniz.

www.havassdergi.com