Emrah Bozkurt

okur, düşünür, yazar, tasarımcı, yazılımcı

Ahlâk Felsefesi ve Søren Kierkegaard

“Hiç sordun mu kendine kimsin sen? Niçin varsın bu hayatta, nasıl birisin mesela? Kimler yanındadır, kimler karşında? Daha da önemlisi yanındakiler neden yanında, karşındakiler neden karşında?”

Hiç kimse kendisi olmaya cesaret edemiyor ve herkes beraberlik adı altında gizleniyor. İnsanlar kendi varlıklarını yığınların arasına gizlenerek meşrulaştırabiliyorlar. Korkaklar, kendileri olmaktan korkuyorlar. Tercih yapabilme cesaretine sahip olanlar bu yığınlardan ayrılarak kendisi olmayı başarabilenlerdir. Neyi tercih ettiği önemsizdir asıl mesele kendi tercihini yapabilecek cesarete sahip olabilmesidir… Bu yazımda ahlâksal yaşamı ve estetik yaşam ile arasındaki sınırları çizmeye, tanımlamaya ve anlamaya çalışacağız. Önceki yazılarımda etik-ahlâk ve estetik yaşam nedir işlemiş ve anlamaya çalışmıştık, tekrar aynı konulara değinmeyeceğim, bildiğini varsayarak devam ediyorum. Eğer bilmiyorsan önceki yazılarımı okuduktan sonra bu yazıya geçmelisin. Öncelikle bir zemin oluşturmalıyız, hayatın zeminini; insanın ve toplumun var olabilmesi, nefes alabilmesi için gereken değerler sisteminin zeminini oluşturacağız. Olan ve olması gereken ayrımını diğer yazılarımdan anımsıyor olmalısın, yine böyle bir ayrım yapmalıyız. Çünkü ideal, olanda değil olması gerekendedir, çünkü o hep ilerisidir. Bunu bir erek olarak görmelisin; insanın, insanlığın ulaşması gereken erek her zaman olması gerekenlerdedir…

Yazımın tamamını Havâss dergisi IV. sayımızdan okuyabilirsiniz.

www.havassdergi.com

Havâss Dergi IV. Sayı

Havâss Okuyucularına,
Havâss dergisi dördüncü sayımız ile tüm okuyucularımıza merhabalar.
Bu sayımızdaki kapak dosyamız millet şuurumuzun oluşumuna büyük katkıları olan millî şairimiz Mehmet Âkif ERSOY’dur. Hayatını ve eserlerini konu edindiğimiz yazımızı Prof. Dr. Ülkü ELİUZ ile yaptığımız söyleşiyle destekledik. Bu sayımızda uygulamaya başladığımız arka kapak dosyamızda ise mücadelesi ve liderliğiyle yakından tanıtımız bilge lider Aliya İZZETBEGOVİÇ’i konu edindik. Hayatını, mücadelesini, fikirlerini ve eserlerini ele aldığımız yazımızı Aliya üzerine çalışmalarıyla bilinen Doç. Dr. Mahmut Hakkı AKIN ile yaptığımız söyleşiyle de destekledik. Bu sayımızdaki bir diğer söyleşimiz ise “İslâm Medeniyeti” başlıklı Prof. Dr. Mehmet ÇOG ile yaptığımız İslâm Medeniyeti’nin ortaya çıkışı, bilime verdiği değer ile birlikte gelişimi, gerileyişinin nedenleri ve tekrar yükselişinin nasıl mümkün olduğuna dair çözüm yolları değerlendirildi.

Okuyucularımızı bu sayımızda özellikle de edebiyat alanında geniş bir içerik bekliyor. Çokça duyulan ancak yeteri kadar iyi bilinmediği görülen postmodernizmi Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar eseri üzerinden “Postmodernizme Tutunamayanlar” yazımız ile okuyucuya aktarmaya çalıştık. İnsanın yalnızlığına ve muamma yaşayışına değinilen “Umut Karayollarında Bir Kırlangıç Şöleni”, “Dilsiz Alfabe”, “Betonda Yeşeren Samimiyet”, “Yalnız Adam” başlıklarıyla denemeler ve hikâyelerimiz; “Gökyüzünün Kandilleri”, “Çıkmaz Sokak”, “Bir Aşkta Yaşadım Bir Aşkta Öldüm”, “Zeynel” yazılarımız ile aşkın aşkınlığına ve çıkmazlarına değinilmiştir. “Haykırış”, “Hüzün”, “Üstümüzde Bir Yer”, “Gece” şiirlerimize yer verilmiştir.

Felsefe, sosyoloji ve teoloji alanında önceki yazıların devamı olan “Ahlâk Felsefesi ve S. Kierkegaard”, hakikatin ne olduğu ve ulaşmanın mümkünlüğünün ele alındığı “Gerçeklik Meselesi” ve insanın kendi kendine yarattığı ihtiyaçların arka planının ele alındığı “Yaratılan İhtiyaç”, suç işlemenin bir dine atfedilemeyeceği gerçeğini ele alan “İslâm, Müslüman ve Suç” başlıklı yazılarımız okuyucularımızı beklemektedir.

Bu sayımızda tarih alanında da okuyucuyu geniş bir içerik bekliyor. Okuyucuyu öncelikle “İbn Fadlan: Bir Şimâl Yolcusu” yazımız ile bir seyyahın perspektifinden Türklerin, Rusların ve Vikingler’in hakkındaki söyledikleri ve gözlemleriyle birlikte X.yy’a gönderiyoruz. Sonrasında ‘Kadın’ın tarih sürecindeki durumunu ele aldığımız “İslâmiyet Öncesi Türklerde Kadın”, Avrupalı erkek seyyahların hiç görmedikleri ve kendi hayallerinde oluşturdukları yanlış harem algısını yıktığımız, Avrupalı kadın seyyahların gözünden aktarılan “Sorunlu Harem Algısı ve Gerçekler” yazımız ile Osmanlıdaki Harem’in gerçek durumu ve XX. yy.’ın başlarında dünya da yükselişe geçen kadın hareketlerinin Osmanlı ve Cumhuriyetin başlarına kadar devam eden faaliyetlerini ele aldığımız “Osmanlı’da Kadın Hareketleri (1908-1934)” yazılarımızı; ayrıca sanat tarihi alanında Mimar Sinan’ın muhteşem eserlerinden birisi olan “Süleymaniye” okuyucularımıza sunulmuştur.

Okuyucularımıza inceleme bölümümüzde “Üç Kitap Bir Yazar: Irmak ZİLELİ” başlığıyla kitap incelemesi ile birlikte çeşitli kitaplardan alıntılar; “Kozmostan Ruha; Solaris” başlığıyla 1972 Tarkovski’nin film incelmesi ve çeşitli filmlerden oluşturulmuş replikler sizi beklemektedir. Bu sayımızda türkülerin dili bölümümüzde Ali Osman Efe’nin hikâyesinin aktarıldığı “Kırmızı Buğday” okuyucularımıza sunulmuştur.

Havâss Dergi ekibi olarak her sayımızda olduğu gibi okuyucularımıza değer katabilmek için çıktığımız bu yolculukta bir adım daha atabilmenin sevincini yaşıyoruz. Değerli okuyucularımızın düşüncelerine önem veriyoruz, bize geri dönüşler yapmayı unutmayınız. Bir sonraki sayımızda siz değerli okuyucularımız ile görüşmek dileğiyle hoşça kalın.

www.havassdergi.com

Havâss Dergi III. Sayı

Havâss Arka Kapak Gaye
Bir ben vardır bende, benden içeri!
İnsan nedir? Nerededir? İnsan ancak kendisi olduğu sürece var olmaz mı? Bugün insan, insan kalabilme, kendi olabilme mücadelesi vermektedir. İnsan özgür doğduğu halde her yerde zincire vurulmuştur. Sürekli insanı aşağı çekmeye çalışan manipülasyonlar altındadır. İnsan, sadece kendisinden mi oluşur? Bizler, sadece kendi salt düşüncelerimizden ibaret değiliz, çevremizin etkisiyle şekillenebilen, gelişebilen, ötekileştirdiklerimizin bizde bıraktığı izlerden payımıza düşenleri alarak, benliklerimizi oluşturanlarız. İnsan bir basamaktır. Ötekinin ise, insan olana katkısı bir basamak daha çıkmamızı sağlayacak yegâne değerdir. Düşünmek! Ötekinin düşüncesiyle düşünebilmek; düşünce, doğru bildiklerimizden şüphe etmemizin etkisiyle başlayan ve tezatlarıyla bir bütün olan. Farkında olunmalı ki, insan konuşmaya başladığında yanılmaya da başlar. Ötekinin fikirlerine kulaklarımızı tıkamak, bir basamak daha geriye giderek, hataya mahkum olmaktır. Oysa biz, üstinsanı; bende, benden içeri olan ereğin peşinde olmalıyız. İnsan aşılması gerekendir, onu aşmak için ne yapıyoruz? Zamanımız ve mekanımız bizimle ve hayallerimizle mevcuttur. Kolumuza taktığımız ya da duvarda asılı duran saatler, hayatımız ile ölümümüz arasında bir aracı. Biz nefes alıp verdiğimiz sürece var olacak olan bu değerli aracıyı, üstinsana ulaşabilmek için kullanıyoruz ve okuyoruz; sürekli okuyoruz ve düşünüyoruz, ötekinin düşüncelerine değer veriyoruz ve öteki olmaktan çıkarıp biz oluyoruz. Çünkü bizim için okumak zihnimizi, düşünmek ise vicdanımızı dokumaktır; insan kalabilmek ve üstinsana bir basamak daha yaklaşabilmektir. Biz, insanoğlu var olduğu günden beri varız ve var olmaya kaimiz. Çünkü biz, tenden uzak ruhlara ait olanlarız. Ve biliyoruz ki, kendisine çok şey verilenden, her zaman çok şey istenecektir. Biz, insan ile üstinsan arasındaki basamakları oluşturmaya çalışan işçileriz. Umut ediyoruz! Sizlerin de bu yolculukta bizlerle olmasını. Hatırlayın nerede olduğunuzu, zira insan bulunduğu noktada ne ise odur. Ve sende, senden içeri yolculuğu için satırlarımız ilkelerin olsun: “Cahilsin, okur öğrenirsin. Gerisin, ilerlersin. Adam yok, yetiştirirsin. Paran yok, kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu bunun bir çaresi yoktur.” Bozma kendini, güzel fıtratını. Menfaatlerin farklı noktaya çekmesin seni, bulandırmasın aklını. İnsan kal! Kal ki, hep birlikte üstinsana ulaşabilelim…

Derginin üçüncü sayısı hakkında detaylı bilgi veya satın almak için web sitesini ziyaret edebilirsiniz:
www.havassdergi.com

Havâss Dergi II. Sayı

Havâss Arka Kapak Gaye
İnsanlık târihinin her döneminde yaşanmış en büyük problemlerden biri hiç kuşkusuz demirin altını ezmesidir. Peki târih boyunca söylenegelen ve birçok filozofun da üzerinde çözüm aradığı bu problem bizim için aslında ne ifâde etmektedir? Kendi sınırlı dünyamızdan ve bakış açımızdan kurtulup saygın evrensel eğitim modellerini incelediğimizde göreceğiz ki ülkemizde uygulanan eğitim programları yetkinlikten uzaktır. Ancak duyarlı insanlara en acı verici nokta ise yetkinlikten uzak olan eğitim ve öğretim programlarımız hakkında yeterince düşünülmemesi, çözüm üretilmemesidir. Hâl böyleyken insanlığın gelişimine katkı veremeyecek bireyler ve cemiyetler arasında bilimi, evrenselliği ve doğru düşünceyi savunan insanlar eriyerek yok olmaktadır. Bunun sonucunda kendisini gerçekleştirme fırsatına sahip olmayan, küçük hesap insanları ile uğraşmak istemeyen nitelikli insanlarımız, ülkemize bir değer katamadan gitmek mecburiyetinde kalıyorlar. Aslında ülkemizde her şeyimiz var ama neyin daha değerli olduğuna dair bir fikrimiz yok. Bizlerin isteği ise bütün bu olumsuzluklara rağmen insanın ve toplumun mükemmelleştirilmesi ve mutluluğa erişmesi fikrinin, günümüz yoz değer yargıları göz önünde bulundurularak yetkin bir şekilde yeniden değerlendirilmesidir. Unutulmamalıdır ki, bir nesil sonraki nesli eğitir ve kötülük sadece denetim altına alınmamış tabîatın sonucudur. Akıldan ve ahlâktan yoksun toplumların âkıbetini ise târih bize göstermektedir. Birlikte düşünelim ancak aynı düşünceyle değil; ülkemiz adına düşünebilenlere soruyoruz: bu gidiş nereye?

Derginin ikinci sayısı hakkında detaylı bilgi veya satın almak için web sitesini ziyaret edebilirsiniz:
www.havassdergi.com

Din Kavramı

İnsanlık tarihinin dâimî sorularından birisi olan “din nedir?” sorusu hep sorulmuş ve sayısız cevaplar verilmiştir. Birçok kişi kendi bakış açısı ve ulaştığı bilgiler neticesinde bu soruya cevap niteliğinde dini tanımlamaya çalışmıştır. Dinin tanımı bir yana dinin mâhiyeti ve sınırlarını tesbît etmede de zorluklarla karşılaşılmıştır. Üzerinde en çok itilâf edilen konulardan birisi olan din kavramını tanımlamada aşırı öznelliğin hâkim olduğunu herkesin kabul edebileceği bir tanımın olmadığını söylemek mümkündür. İnsanlar hislerini ve inançlarını ne kadar düzenlerseler düzenlesinler, kendi dini ve fikrî anlayışlarına göre bir kavramsal tanımlamada bulunuyor ve doğrusunun da kendi tanımladıkları olduğunu ileri sürüyorlar. Din, bireysel ve toplumsal açıdan geniş bir çerçevede güçlü işleve sahip bir kurumdur. İnsanların iç ve dış dünyasını etkileyen, insan ile beraber yaşayan ve hayâtı anlamlandıran misyona sahiptir. Bu yüzdendir ki, her devirde filozoflar dini inceleme altına almışlardır. Kimi filozoflar dinin insanların korkularının sonucu olarak ortaya çıktığını; kimisi toplumu uyuşturan afyon olduğunu, kimi de ilahî kaynaklı bir inanç olduğunu ileri sürmüştür. Zaman zaman varlığı inkâr dahi edilse de târih boyunca her dönemde varlığının mevcut olmasından dolayı, yok sayılması mümkün olmamıştır…

Yazının devâmını Havâss Dergisi birinci sayı 34-55 arası sayfalardan okuyabilirsiniz.
www.havassdergi.com

Havâss Dergi I. Sayı

Havâss Arka Kapak Gaye

Her insan özel, eşsiz ve farklıdır. Bu eşsiz insanlar ancak huzurlu ve refah bir toplum içinde nefes alabilirler. Bu yüzden biz farklılığın bir zaaf değil bizzat güç olduğunun bilincinde olarak onu ilke edinen, her türlü fikri,  evrensel ahlaki değerlere ve hukuk kurallarına uygunluğu koşuluyla özgürce aktarılmasını, kitlelere yayılmasını sağlamak için kurulmuş çeşitli yayın organlarından oluşmaktayız. Farklı etnik, din ve fikir gruplarından oluşan kişileri bünyemize katarak, hep birlikte hem ülkemizdeki hem de dünyadaki sorunların çözüm yollarını çatışmadan, kırmadan, kırılmadan bulabileceğimizi, uygulayabileciğimizi ve herkes için daha adil bir hayatın sağlanmasını başarabileceğimizi düşünmekte ve hedeflemekteyiz. Herkes için adil bir hayatı ise, ancak bilgi sağlayabilir. Bilginin ise ancak özgürce paylaşıldığında insanlığın güçleneceğine ve özgürleşeceğine inanıyoruz. Biz, insanlığın farklılıklarını yok ederek, tek tip ve sadece erkin fikirlerinin özgür olduğu bir toplumda nefes alabilmenin mümkün olmayacağının farkındayız ve bu yüzden farklılıklarımızla birlikte bir arada yaşamanın, birbirimize hoşgörü ile tahammül edebilmenin yolunu seçtik. Biz günlük siyasetin diliyle düşünmeyen, lafza değil mefhuma dikkat eden, kişiler ile değil fikirler ile uğraşmaktayız.

Derginin birinci sayısı hakkında detaylı bilgi veya satın almak için web sitesini ziyaret edebilirsiniz:
www.havassdergi.com