Kapitalizm’in Doğuşu [7] Emperyalizm

Ortaya Çıkışından XX. Yüzyıla Kadar; Mücadelesi ve Paradigmaları

Sanayi ve ticaretteki gelişmeler sonucunda aşırı üretim gerçekleşmiştir. Bu aşırı üretim İngiltere’de 1870-1884 yılları arasında krize neden olmuştur. Mal üretimi ve sermaye birikimi bu ülkenin nüfusundan daha hızlı artış gerçekleştirmişti. ABD de ise demir yolunda çelik rayların döşenmesi faaliyeti 1873-1874 yıllarında aniden durduruldu. Bu olayın sebebi, ABD kapitalizmi ile İngiliz kapitalizminin rekabeti nedeniyle fiyat ve kâr marjlarının düşmesidir. Krize çareyi, sınırsız rekabet tehlikelerine karşı merkezi kontrolü arttırmakta buldular. ABD de 1870-1890 yılları arasında tröstleşme hareketleri artmıştı. Artan rekabet, risk ve düşen kârlar, kapitalistlerin emperyalistleşmesine yol açmıştır. Bu dönemde kapitalizmin iki özelliği göze çarpmaktadır; tröstlerin sermaye ve sermaye malları ihracı ve sömürgeleştirmedir.[1] Kapitalist bilginler, sömürgeciliği doğal kabul ederek, azgelişmiş ülkelere sağlayacağı sözde ilerlemeyle ilgilenmişlerdir. Bu durumun ne derece palavra olduğunu tarih bize, Amerika kıtasının yerlilerine yapılanlar ile Ortadoğu ülkelerinin uğradığı akıbet ve sair vakalarla  göstermektedir. Sömürgeciler kendilerini sürekli olarak ahlâki, manevi, siyasi ve toplumsal değerlerin aktarıcıları, koruyucuları olarak görmüş ve göstermeye çalışmışlardır; maalesef çoğunlukla bunu da başarmışlardır. Sömürgeciliğin asıl amacının merkez ülkeyi zenginleştirmek olduğu su götürmez bir gerçektir. Tarih bize göstermektedir ki, fiili sömürgeciliğin bitmiş olduğu bölgeler de sömürünün oluşturduğu ruh hali etkilerini devam ettirmiştir. Bugün dünyaya baktığımızda sömürgeci olan ülkeler dünyanın zengin ülkeleri, sömürülenler ise üçüncü dünya ülkesi olarak anılmaktadır. Bu durumu hangi ahlâki değer ya da yaratıcı akıl açıklayabilir, kapitalizmin ahlaki ve özgürlükçü bir sistem olduğunu ve bu gelişmişlik uğrunda insanların feda edilmediğini ileri süren savunucularına sormak gerekir. Kimin özgürlüğüdür, sömürgecinin sömürebilme özgürlüğü(!) müdür? Burada gönüllülük nerede yatmaktadır ! Bütün bu sömürgeci faaliyetler kapitalist buhranın ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Yatırım alanlarının büyütülmesi için dış pazarlar mücadelesine girişme, gelişmemiş bölgeleri paylaşma ve ayrıcalıklı pazarlara dönüştürme çabasıdır. XIX. yüzyılın sonlarına doğru ABD kapitalizmi iç pazarın yeterliğinden dolayı dış sömürgeciliğe İngiltere gibi açılamamıştı. İngiltere, ABD’nin aksine dış geliri, iç gelirinden fazlaydı. Sonuç olarak ABD ile İngiltere rekabetinde üstünlük ABD’ye geçmiştir.

Emperyalizm geçmişte olduğu gibi bugünde birçok toplumu sömürmeye, toplumları yok etmeye devam etmektedir. Sömürgecilikten, emperyalizm düzenin çıkışını sağlayan kapitalist sistemin kurucuları niteliğinde olan burjuvaziden başka memnun kalan var mıdır? Burjuvazinin yani yaratıcı aklın dünya tarihi boyunca görülmemiş derece geliştirdiğini iddia edenlerden başka memnun kalanlar var mıdır? Bu gelişmenin medeniyete çıkığını söyleyenler; medeniyetin Erich Fromm’un şu aforizması, “İnsana benzeyen makineler ve makineye benzeyen insanlar yaratıyoruz.” gibi bir şey olduğunu mu söylemektedirler…


[1] Oğuz Bal, a.g.m., s.9.


Merhaba beni Youtube kanalımdan takip etmeyi unutmayın: Emrah Bozkurt Youtube

İlginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.