Kapitalizm’in Doğuşu [8] Sonuç

Ortaya Çıkışından XX. Yüzyıla Kadar; Mücadelesi ve Paradigmaları

SONUÇ
Kapitalizmin çıktığı dönemlerden XX. yüzyıla kadar olan sürecini ele almaya çalıştık. Bu süreçte bazı görüşlere katılmakla birlikte bazılarına da katılmamaktayız. Aslında bizim düşüncemiz genel olarak F. Braduel’in “kapital’e evet, kapitalizm’e hayır” sözüne katılmaktayız. Ancak o bu sözü kapitalizmin tarihin belli evresinde olmadığını vurgulamak için söylemiştir, biz ise bunu ekonomik olarak değerlendirerek söylemekteyiz. Sermayenin var olmasını reddetmemekteyiz ancak bunun azınlığın elinde olması ve çoğunluğu ezmesine karşı çıkmaktayız ve bunun ahlaki ve yaratıcı akla uygun olmadığını düşünüyoruz. Bu durum için liberter komünizmin savunucularının fikirlerini de paylaşmaktayız, onlar aslında insanı mutlu eden şeyin temelinde para kazanmanın ve sermaye oluşturmanın olmadığını iddia etmektedirler. Bunu da, insanların karşılıksız yaptıkları işlerin varlığından ki bu hiçte azımsanmayacak derecede çok olmasından bahsederek yapmaktadırlar. İnsanları mutlu eden şeyin aslında başka insanlara yardım etmenin ve paylaşımda bulunmanın olduğunu söylemektedirler, bizde onlarla aynı düşünceyi taşımaktayız. Benjamin Franklin’inde dediği gibi: “Para hiçbir zaman insanı mutlu etmemiştir ve etmeyecektir. İnsan ne kadar çok para kazanırsa, o kadar fazlasını isteyecektir.” Kapitalizmin gelişmeye katkı sağladığını da reddetmemekteyiz, bu bariz şekilde bellidir. Günümüzde bile ülkelerin durumlarına bakarak bunu görmek mümkündür, ancak bunun sömürgeciliğe dönüşmesi ve sınıflar oluşturmasına karşı olduğumuzu ve olunması gerektiğini düşünmekteyiz. Nüfusun %1’inin dünya zenginliklerinin %40’ına sahip olduğu, her gün 34.000 çocuğun yoksulluk ve önlenebilir hastalıklardan öldüğü ve nüfusun %50’sinin günde 2 dolardan az kazandığı bir dünyada, bir nokta çok açıktır: Kapitalizmin yol açıkları asla savunulamaz. Kapitalizm ekonomik sömürüyü kısmi rezerv (Bugünkü bankacılıktaki yoktan para var etmenin yani müşterilere kredi vermek suretiyle sanal olarak havadan para yaratmanın adıdır.) ve faiz ile yapmaktadır. Anlaşılmaz ekonomi terimleriyle, karmaşık bir ekonomik sistemle sömürüyü gizlemektedir. İnsanlar ise bu karmaşa karşısında sömürüyü ya anlamamakta ya da peşine düşmemektedir. Aslında sömürü basit ve nettir, ancak bunu maskelemeyi iyi başarabiliyorlar. Ayrıca Kapitalizm, şuanda gelişmenin önünde engel de oluşturmaktadır, bunu yapmasının sebebi zarar etme korkusudur. Misal olarak elektrik enerjisi çok gelişmiş durumdayken araçların hala benzin ile kullanılmasıdır, bu durumdan menfaati olduğu için diğerinin önünü kesmektedir. Buna benzer birçok misal verilebilir.

Marx’ın ve komünistlerin iddia ettikleri düzenin yani komünizmin uygulanabilir olduğunu düşünmemekteyiz. Sosyalizminden bahsetmiyoruz onun radikal boyutu olan komünizmi değerlendiriyoruz. Çünkü Marx, tarihsel materyalizmde alt yapının, üst yapıyı belirlediğini söyler, bu bağlamda: İlkel komünizm: Kabile topluluklarının birlikte yaşayışından; Köleci toplum: Kabileler gelişerek şehir devletlerini oluşturur, aristokrasinin doğuşu; Feodalizm: Aristokrasi iktidarı, tüccarlar kapitalistlere evrilir; Kapitalizm: İktidarda kapitalistler vardır, üretim emeğini kiralamak durumundaki proletarya tarafından gerçekleştirilir; Sosyalizm: Sınıf bilinci kazanan işçiler devrimle iktidarı alır ve üretim araçlarını kamulaştırır; Komünizm: Sınıfsız ve devletsiz toplum, tüm dünyada sosyalist iktidarların başa gelmesi sonucu oluşur. Marx bu sosyo-ekonomik çelişkilerin kendisini bu toplumsal yapılar şeklinde gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceğini öngörür. Bu yüzden tarih bir sınıflar çatışmasıdır, demektedir. Sosyalizmden komünizme geçiş aşamasının da devletin varlığının ortadan kaldırılmasıyla mümkün olduğunu söylemektedir, biz buna katılmamaktayız. Çünkü tarihte bir uygulanmış örneğini de görmemekteyiz. Sosyalistler, kapitalizmi kendi devrimleriyle ele geçirmeyi ki bu süreçte sosyalistlerin, kapitalist davranışların bazılarını gerçekleştirebileceğini söylemektedirler daha sonra sisteme hakim olduklarında devleti kaldırarak komünizme geçilmesini hedeflemektedirler. Tarih bize bunun pekte mümkün olmadığını göstermektedir; çünkü bu aşamada sosyalistlerden gücü eline geçirenler kapitalistleşmeye başlamışlardır. Aslında kapitalizmin bir ara çıkmaza girdiğini, devrilme aşamasına geldiğini fakat kapitalist politikanın değişmesiyle ki buna “Keynesyen Ekonomi Politikaları” denilmektedir, tekrar bir toparlanma yaşadığını görmekteyiz. Daha sonra bu politikanın da çıkmaza girmesiyle farklı politikalarla devamlılığını sürdürdüğünü görüyoruz. Kapitalizm, yok olur mu, bunu tahmin etmek pek mümkün değildir, tıpkı komünist bir düzenin gelip gelmeyeceğinde olduğu gibi. Bu konular XX. yüzyıla ait olduğu için konumuzun dışında kalmaktaydı, bu sebeple makalemizde değinmedik. Son olarak, para baronlarıyla birlikte kapitalizm ulusları yok etmiştir; artık uluslar değil uluslardan çok daha güçlü ve zengin şirketler var. Artık dünyada ‘şirketokrasi’ hakim olan sistemdir ve bununla birlikte paraizm hayatın merkezini oluşturmaktadır. Kapitalizm, sosyalizm, komünizm, nasyonalizm veya İslam, Hıristiyanlık ve sair, hiçbirinin değeri, yeri yoktur; sadece ‘paraizm’ insanların hayatlarını ve toplumları şekillendirmektedir. Bunu anlamak zor değildir, çoğunlukta olan kitle kârını düşünmediği hiçbir işe adım atmamaktadır. Ve siz, eğer bu düzene itiraz edecek olursanız, terörist ilan edilirsiniz.


Merhaba beni Youtube kanalımdan takip etmeyi unutmayın: Emrah Bozkurt Youtube

İlginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.