Kapitalizm’in Doğuşu [5] Sanayi Kapitalizmi

XVIII. yüzyılda İngiltere’de başlayan ve daha sonra tüm Avrupa devletlerinde, Kuzey Amerika’da ve Japonya’da yaşanan sanayi devrimi, sanayi kapitalizmini ortaya çıkartmıştır. Binaenaleyh bu devletler, tarım toplumlarından sanayi toplumlarına, mamafih tarım ekonomisinden sanayi ekonomisine geçmişlerdir. Toplumlarda ki bu modernleşmeyle birlikte kültürel, psikolojik ve yapısal değişimler meydana gelmiştir. Tarım toplumundaki bu çöküş, tarımsal alanlarda çalışan işsizler kitlesinin şehirlere göç etmesiyle sonuçlanmıştır. Göçler, sanayi üretimine ucuz emek sağlamıştır.

Devamını Oku

Kapitalizm’in Doğuşu [4] Ticari Kapitalizm

Ticari kapitalizm türü, feodalizm sisteminin ortadan kalkmaya başladığı dönem ile sanayi devrimine kadar olan süreçte varlığını göstermiştir. XII. ve XIII. yüzyıllardan itibaren kentleşmenin yoğunlaşması, haçlı seferlerinin Avrupa’yı etkilemesi, çeşitli fuar etkinliklerinin yapılması, yeni bulunan kıtaların zenginliklerinin ele geçirilmesi, parasal kredilerin alınıp verilmesi, dini ve hukuki yapının değişmesi sermaye birikiminin artması ticari kapitalizmin gelişmesini sağlamıştır.

Devamını Oku

Kapitalizm’in Doğuşu [3] Kapitalizm

Kapitalizm, feodalizmin yıkılmasından beri batı dünyasında egemen olan ekonomik sistemi anlatmak için kullanılan bir terim. Kapitalist olarak adlandırılan herhangi bir sistemin şartı, insan harici üretim araçlarının özel sahipleri ile emek hizmetlerini işverenlerine satan hür fakat sermayesiz işçiler arasındaki ilişkilerdir… Oluşan ücret pazarlıkları, toplumun toplam üretiminin emekçi sınıfı ile kapitalist girişimciler sınıfı arasında paylaşılacak kısmını belirlemektedir.

Devamını Oku

Kapitalizm’in Doğuşu [2] Avrupa’nın Genel Durumu

XV. ve XVI. yüzyıllarda bilinen dünyanın ticaret yollarına Müslümanların hakim olması Avrupalıları zor durumda bırakmaktaydı. Aynı dönemlerde deniz yolculuğu için kullanılan araçların geliştirilmesi ve kilisenin dünya bir tepsidir, uzun mesafe deniz yolculuğunun yapılamayacağı iddiasına karşı yuvarlak olduğunun ortaya atılması ve akabinde korsan ve macera severleri deniz aşırı yolcululara, yeni ticaret yolları bulmaya itmiştir. Nitekim buldukları yeni kıtaların zenginliklerini kendi ülkelerine taşımaya ve o bölgelerde kolonileşmeye başlamışlardır. Bu koloniler, merkezi Avrupa’da olan dünyaya yayılmış imparatorluklar haline dönüştü. XVI. yüzyılda ekonomik bir teori olan merkantilizm’in uygulanması da Avrupa’nın refahını yükseltmişti.

Devamını Oku

Kapitalizm’in Doğuşu [1] Giriş

Son iki yüzyıldır dünyamızda önemli fikirsel değişiklikler yaşanmaktadır, bu fikirsel değişiklikler büyük hareketleri de beraberinde getirmiştir. İnsanın özgürlük mücadelesi, toplumsal çevreyi denetim altına alma girişimleri tarihte olduğu gibi günümüzde de devam etmektedir.

Devamını Oku

Kapitalizm’in Doğuşu [0] Özet

Avrupa’nın Karanlık Ortaçağı olarak adlandırılan döneminde yaşanan bilimsel, fikirsel gelişmeler ile kilisenin skolastik düşüncesinden ve feodal sistemden kurtulmaya çalışan Avrupa toplumu, siyasi ve fikri olarak birçok inkılap yaşamıştır. Yeni buldukları kıtaların zenginliklerinin sömürülmesi, Rönesans, Reform, Aydınlanma Çağı, Sanayi Devrimi, Fransız Devrimi ve sair yaşanan inkılaplar süresince feodal/kapalı ekonomiden, pazar ekonomisine ve sonrasında ticari ve sanayi olmak üzere kapitalizm ekonomisine geçmiştir.

Devamını Oku

İslam Literatüründe Din

İslam alimlerinin din kavramı hakkındaki tanımlamalarında odak noktası İslam dinidir, o baz alınarak tanımlamalar yapılmaktadır. Ayrıca İslam literatüründe bu konudaki verilerin çok fazla olmadığı ve varolanların da birbirine benzerlik taşıdığını, Batı’daki çeşitliğin burada olmadığını belirtelim. İslam alimleri Kur’an-ı Kerim ayetlerinden yola çıkarak genel olarak dini şu şekilde tanımlamışlardır: “Din, her konuda insanları, akıllarını, irade ve isteklerini kullanarak, hayır olan şeylere götüren, böylece dünya ve ahiret saâdeetine ulaşmalarını sağlayan, peygamberler aracılığıyla Allah’ın gönderdiği ilahi esasların bütünüdür.” demişlerdir. İlk tanımlarda birisi Zeccâc’a aittir: “Din, yaratılmışların kendisiyle Allah’a kulluk ettiği, Allah’ın uyulması ve yaşam biçimi haline (adetuhum) getirilmesini emrettiği ve yine kendisiyle insanlara karşılık verdiği şeylerin tümüne verilen isimdir.” Dîn kelimesinin anlamlarıyla çerçevesi çizilmiş bir şekilde bu tanım karşımıza çıkmaktadır.

Devamını Oku

Batı Literatüründe Din

Batı literatüründeki görüşleri aktarılırken din, inanç, ritüel, büyü gibi kavramlar iç içe kullanılacaktır. Çünkü, dinin yapısından çok etkisi ve sonuçlarıyla incelenmiştir. Yazılı kültür öncesinde din ve büyü sık sık birlikte anılmıştır. Olayları kontrol etmek isteyen insanlar, büyü vasıtasıyla belirsizliklerle dolu bir dünyada riski en aza indirgemeye çalışmışlar. Ne kadar yazılı kültür öncesinde olduğunu belirtmiş olsak da büyünün günümüzde de varlığını devam ettirdiğini söylemek mümkündür, hala bazı insanlar riski aza indirgemek için büyü yolunu tercih etmektedir. İlk insan topluluklarından beri din evrensel bir kurum olarak varlığını sürdürmüştür. Din ve büyünün tarihi, insanlık tarihi ile denktir. Bazı antropologlar yaşamış olan her insanın bir dine mensup olduğunu söylemektedirler.

Devamını Oku

Din Kavramı

İnsanlık tarihinin daimi sorularından birisi olan “din nedir?” sorusu hep sorulmuş ve sayısız cevaplar verilmiştir. Birçok kişi kendi bakış açısı ve ulaştığı bilgiler neticesinde bu soruya cevap niteliğinde dini tanımlamaya çalışmıştır. Dinin tanımı bir yana dinin mahiyeti ve sınırlarını tespit etmede de zorluklarla karşılaşılmıştır. Üzerinde en çok itilaf edilen konulardan birisi olan din kavramını tanımlamada aşırı öznelliğin hakim olduğunu herkesin kabul edebileceği bir tanımın olmadığını söylemek mümkündür. İnsanlar hislerini ve inançlarını ne kadar düzenlerseler düzenlesinler, kendi dini ve fikrî anlayışlarına göre bir kavramsal tanımlamada bulunuyor ve doğrusunun da kendi tanımladıkları olduğunu ileri sürüyorlar. Din, bireysel ve toplumsal açıdan geniş bir çerçevede güçlü işleve sahip bir kurumdur. İnsanların iç ve dış dünyasını etkileyen, insan ile beraber yaşayan ve hayatı anlamlandıran misyona sahiptir. Bu yüzdendir ki, her devirde filozoflar dini inceleme altına almışlardır. Kimi filozoflar dinin insanların korkularının sonucu olarak ortaya çıktığını; kimisi toplumu uyuşturan afyon olduğunu, kimi de ilahî kaynaklı bir inanç olduğunu ileri sürmüştür.

Devamını Oku

Felsefe Nedir?

Felsefe nedirin doğrudan bir cevabı yoktur. Cevabı vardır ancak doğrudan hap gibi bir cevap bekliyorsanız, cevapsız kalacaksınızdır. Kendisinde olmadığı gibi üzerine çalıştığı kavramların cevapları da hap gibi değildir. Tabii klasik tanımlardan bahsetmiyorum o işin bilgi dayanaklı genellemesidir. Ya da felsefe tarihinden de bahsetmiyorum.

Devamını Oku